Av. Süleyman Mehmet BULUT

Av. Süleyman Mehmet BULUT

MÜSLÜMANLIK NERDE

Bugünkü yazımız, başlığını İstiklal Şairimiz Mehmet Akif’in unutulmaz şiirlerinden birisinden alıyor. 1 asır önce de sorulan bir soru. Müslümanlık nerede? Önce şiiri okumakta fayda var.

‘’MEÂL -İ CELÎLİ

Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile...

Âlem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nâfile!

Kaç hakiki müslüman gördümse, Hep makberdedir;

Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir;

İstemem, dursun o pâyansız mefâhir bir yana...

Gösterin ecdâda az çok benziyen kan bana!

İsterim sizlerde görmek ırkınızdan yâdigâr,

Çok değil, ancak necib evlada layık tek şiâr.

Varsa şayed, söyleyin, bir parçacık insâfınız:

Böyle kansız mıydı - hâşâ- kahraman eslâfınız?

Böyle düşmüş müydü herkes ayrılık sevdasına?

Benzeyip şîrâzesiz bir mushafın eczâsına,

Hiç görülmüş müydü olsun kayd-i vahdet târumar?

Böyle olmuş muydu millet canevinden rahnedar?

Böyle açlıktan boğazlar mıydı kardeş kardeşi?

Böyle âdet miydi bî-pervâ, yemek insan leşi?

Irzımızdır çiğnenen, evladımızdır doğranan...

Hey sıkılmaz, ağlamazsan, bâri gülmekten utan! ...

"His" denen devletliden olsaydı halkın behresi:

Pâyitaht’ından bugün taşmazdı sarhoş na’rası!

Kurd uzaklardan bakar, dalgın görürmüş merkebi.

Saldırırmış ansızın yaydan boşanmış ok gibi.

Lâkin, aşk olsun ki, aldırmaz otlarmış eşek,

Sanki tavşanmış gelen, yâhut kılıksız köstebek!

Kâr sayarmış bir tutam ot fazla olsun yutmayı...

Hasmı, derken, çullanırmış yutmadan son lokmayı! ...

Bir hakikattir bu, şaşmaz, bildiğin üslûba sok:

Halimiz merkeple kurdun aynı, asla farkı yok.

Burnumuzdan tuttu düşman; biz boğaz kaydındayız;

Bir bakın: hâlâ mı hâlâ ihtiras ardındayız!

Saygısızlık elverir... Bir parça olsun arlanın:

Vakti çoktan geldi, hem geçmektedir arlanmanın!

Davranın haykırmadan nāḳūs -i izmihlâliniz...

Öyle bir buhrana sapmıştır ki, zira, haliniz:

Zevke dalmak şöyle dursun, vaktiniz yok mâteme!

Davranın zîra gülünç olduk bütün bir âleme,

Bekleşirken gökte yüz binlerce ervâh, intikam;

Yerde kalmış, na’şa benzer kavm için durmak haram! ...

Kahraman ecdâdınızdan sizde bir kan yok mudur?

Yoksa, İstikbalinizden korkulur, pek korkulur. ‘’

Mezkur şiir, Akif’in en bilinen şiirlerinden biri. Veya öyle olması umut edilir. Bu şiir bize çok şey anlatıyor yahut anlatması ümit edilir. Biz şayet Müslümanlığımızı ciddiye alıyor isek -bu suretle tabi ki kendimizi de ciddiye alıyor isek- bu şiirin serlevhasındaki soruyu kendimize yöneltmemiz gerekiyor: Müslümanlık Nerde?

Evet, 1 asır önce de kahraman ecdadımız, bizim münevverlerimiz, önderlerimiz bu soruyu kendilerine, önde gelenlere ve milletimize sormuşlar. Sadece sormakla da kalmamışlar. Aslında bizlere ibret almamız için yol gösterici, bugüne dahi ışık tutan nasihatlarda bulunmuşlar. Tıpkı İstiklal Marşı gibi Akif’in mezkur şiiri de aslında bizim bugünkü durumda olmamamız için kaleme alınmış bir metindir.

‘’Ne var ki halimizde? Gayet iyidir vaziyet boşversene’’ diyenler olacaktır. Saygı duyarım, fikr-i hürriyet esastır. Lakin bize göre bugün işler Müslümanlar için iyi gitmiyor.

Bugün Müslüman aleminin içinde bulunduğu vahim vaziyet, belki de Akif’in 1 asır evvel çizdiği karamsar tablonun çok daha ötesindedir.

Gazze şeridinde yaşanan Müslümanların gazaba uğrayanlar tarafından soykırıma tabi tutulması hadisesi günlerdir devam ediyor. Bu acı hadiselere Müslümanlar tarafından kayda değer bir refleks verilememesi hal-i pür melalimizin en çarpıcı göstergesidir. Biz Müslümanlar olarak bugün ‘’gazaba uğramış’’ Müslüman katillerine karşı sadece miting yapabiliyoruz. Yahut ‘’İsrail mallarını, firmalarını’’ boykot ediyoruz. Elbette Müslümanlığını ciddiye alan insanların elinden geldiğince tepki göstermelerini hafife almak en hafif tabirle yakışıksız olur.

Fakat biz Müslümanlar olarak zihni tekamülümüzü sağlamakla mükellef bir topluluğuz. Biz bugün gazaba uğrayanlara karşı gösterdiğimiz –gösterebildiğimiz- tepkilerin son derece yetersiz olduğunu kabul edip tekamül yollarını araştırdığımızda, bu yönde çabalarımızı yoğunlaştırdığımızda Müslümanlık Nerde sorusunun cevabını hakikatli bir şekilde düşünebiliriz. İsrail yahut müttefiklerinin mallarını, firmalarını boykot eden Müslümanlar şu soruları da peşine hemen sormalı: ‘’İsrail malları bizim vatanımızda ne arıyor? Biz neden Yahudinin ürettiği gibi üretemiyoruz? Neden Müslüman düşmanlarına muhtacız?’’. Biraz daha eşelersek ‘’Neden serbest piyasaya mahkumuz?’’ sorusuna da rahatlıkla ulaşabiliriz.

Fakat hepimiz kapitalizmin ve kapitalizmi ellerinde tutan gavur aklının imkanlarından ve bize sundukları konfordan son derece hoşnut olduğumuz için ‘’Müslümanlık Nerde’’ sorusunu kendimize ciddi manada sorup, cevaplarını yine Resul-u Ekrem (sav)’in bize gösterdiği yoldan cevaplandıramıyoruz, yani tabiatıyla zihni tekamül yoluna girmiyoruz. Girmek istemiyoruz.

Biz banka faizlerinden, reklam bilbordlarından, türlü türlü malayaniden, israftan ve sair birçok kötülükten ferd ve cemiyet olarak pek memnunuz. Sistemin daha iyi işlemesine iştirak etmek suretiyle sistemde yerimizi sağlamlaştırmak bizim hayat gayemiz. Bu hayat gayesi hengamesinde biz ‘’Müslümanlık Nerde’’ sorusunu aklımızın ucundan bile geçirmiyoruz, geçiremiyoruz.

Türkiye’nin hayrı, selameti, bekası ve gücü Müslümanlar için elzemdir ve Türkiye’nin gücünün billurlaşması kapitalizme intibak etmekle değil kapitalizmle hesaplaşmakla mümkün olabilecektir. Türk düzenine başkaldırı ile doğan bir sisteme (Kapitalizm Türk düzenine karşı kurulmuş bir sistemdir) entegre olarak Türkiye’nin selamete ulaşması mümkün değildir.

‘’Müslümanlık Nerde’’ sorusunun bize ilham ettiği mülâhazalar bugün bu kadar. Bu soruyu soran ve cevap arayan Müslümanların çoğalması dileğiyle.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Av. Süleyman Mehmet BULUT Arşivi